|
Tweet |
Türkiye’nin dört bir yanından gelen haberler hepimizi derinden sarsmaktadır.
Genç yaşta hayatına son veren evlatlarımızın ardında bıraktığı notlar; ekonomik çaresizlik, işsizlik, atanamama, geçim sıkıntısı ve geleceksizlik korkusunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bugün ülkemizde;
Asgari ücretle geçinmenin neredeyse imkânsız hale geldiği,
Ev kiralarının kontrolsüz biçimde arttığı,
Ataması yapılmayan öğretmenlerin ve sağlık çalışanlarının yıllarca bekleyerek umutsuzluğa sürüklendiği,
Evlenmek isteyen gençlerin ekonomik engeller nedeniyle hayallerinden vazgeçtiği,
Yeni evli çiftlerin borç ve kira yükü altında ezildiği
acı bir gerçektir.
Bu tablo artık bireysel değil, toplumsal bir krizdir.
İntihar eden her genç; sadece bir istatistik değil, görmezden gelinen bir çığlıktır. Gençler “yaşamak” için değil, adeta “dayanabilmek” için mücadele eder hale gelmiştir. Bu durumun siyasi, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla ciddi şekilde ele alınması zorunludur.
Öte yandan, uyuşturucu kullanımı ve çocuk yaşta sigara bağımlılığı da gençliğimizi tehdit eden, kanayan ve kangrenleşmiş bir yara haline gelmiştir. Okul önlerinde sigara içen öğrenciler, madde bağımlılığına sürüklenen gençler hepimiz için ciddi bir alarmdır. Bu noktada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Aileler çocuklarını yakından takip etmeli, sahip çıkmalı ve yalnız bırakmamalıdır.
Emniyet güçlerimizin bu konuda büyük bir özveriyle mücadele ettiğini özellikle vurgulamak isterim. Ancak bu mücadele yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil; aile, okul, toplum ve devlet iş birliğiyle başarıya ulaşabilir.
GÜÇSİYAD olarak çağrımız nettir:
Genç istihdamını artıracak somut ve sürdürülebilir politikalar hayata geçirilmelidir.
Atama bekleyen öğretmen ve sağlıkçılar için adil, şeffaf ve takvimli çözümler sunulmalıdır.
Barınma krizi için kiraları dengeleyici ve sosyal konut odaklı adımlar acilen atılmalıdır.
Gençlerin evlilik ve aile kurmasını teşvik edecek ekonomik destek mekanizmaları güçlendirilmelidir.
Psikolojik destek hizmetleri yaygınlaştırılmalı, gençler yalnız bırakılmamalıdır.
Uyuşturucu ve sigara ile mücadelede önleyici sosyal projeler artırılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki;
Geleceğini kaybeden bir gençlik, ülkenin geleceğini de kaybettirir.
Bu mesele ne ertelenebilir ne de görmezden gelinebilir.
Bugün konuşmazsak, yarın çok daha ağır bedeller öderiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.